Büyük uzanan hizmetler kadın

Kadınlar yaptıkları başarılar ile tarihin her dönemine adlarını yazdırmayı başarmışlardır. Sizi bunlardan biriyle tanıştırmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Serbest paraşütçülükten ilk kadın kozmonotluğa uzanan hikayesiyle karşınızda Valentine Tereshkova. • 1939: Liepmann öldü ve İstanbul’da gömüldü. Nazi iktidarından dolayı, 1933 Üniversite reformuyla Türkiye’ye geldi. I. Kadın-Doğum kliniğinin kurulmasında büyük hizmetler gördükten sonra, omurga osteosarkomu nedeniyle hayatını kaybetti. Haseki’deki asistanı, ülkemizin ilk kadın kadın-doğum uzmanı olan Pakize İ. Büyük beden sweatshirt koleksiyonu, pek çok ortama uygun bir stil yaratmada yardımcı olacak seçenekler ile kilolu hanımların işini kolaylaştırıyor. İddiasız modellerden genç ve dinamik modellere, klasikten marjinale uzanan bir yelpazede seçim yapma olanağı sunuyor. Büyük Beden Elbise Modelleri. Büyük beden elbise modelleri, birbirinden güzel tasarımlarıyla şıklığınıza şıklık katıyor. Özel günleriniz için hazırlanan abiye elbiselerden kısa, dar ve derin V yaka olanlar veya peplum tarzı kalem elbiseler arkadaş toplantıları, doğum günleri, açılışlar ve gece davetleri için ... Türkiye’de cinsiyetler arası eşitlik mücadelesinin yakın tarihi “Dayanışma Güçlendirir: Afişlerle Kadın Hareketinin Son 40 Yılı” koleksiyonu ile İBB Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde sergilenmeye başlandı. Açılışta konuşan Dilek İmamoğlu, “İçimizdeki o güçlü kadına inanalım. Çünkü biz, çağdaş güçlü Türk kadınlarıyız” ifadelerini kullandı. Kadın Kooperatiflerinde ve Üretim Derneklerinde Kadın Emeği KEİG Platformu Türkiye’de 2000’lerden beri kadın kooperatiflerine ilgi artıyor ve hükümet, kalkınma örgütleri, uluslararası kuruluşlar arasında oluşan bir uzlaşıyla yenilerinin açılması teşvik ediliyor. Devletin istihdam yaratma kapasitesinin...

Nazım Hikmet komünist miydi?

2020.06.06 18:25 karanotlar Nazım Hikmet komünist miydi?

Nazım Hikmet komünist miydi?
https://preview.redd.it/cm8bi2fvfb351.jpg?width=960&format=pjpg&auto=webp&s=78cf48d978aec191427b38561f6c7e9c1dd3edf8
Elias Nin
Nazım Hikmet, ideolojik ve politik olarak hiç bir zaman devrimci bir zeminde durmadığı gibi, hiçbir vakit komünist de olmamıştır. Nazım Hikmet, sene 1921’de Kuva-i Milliye Hareketine katılmak için Vala Nurettin’le “Anadolu”ya geçer. Hasbelkader Bursa İnegöl’de Rus Ekim Devrimi’nin etkisinde olan bir grupla tanışır. Ekim Devrimi üzerine anlatılanlardan etkilenir ve Rusya’ya gider. 1924 yılına kadar Moskova’da kalır. Rusya’dayken Troçki hayranıdır, zira o yıllarda Troçki iktidarın en zirvesindedir. Hatta Troçki üzerine şiir bile yazar:
“Senin 1 Mayıslarını gördük Uğultularını duyduk, Kocaman bir Çan gibi haykıran Troçki’yi” (Rusya’ya Veda adlı şiirinden, 1924)
Memleket hasretine dayanamayıp yeniden Türkiye’ye dönen Nazım Hikmet, döndükten sonra da Kemalist devlete bağlılığını sürdürür:
“Ben Cumhuriyetin, Mustafa Kemal'in Türkiye'ye getirdiklerinin ne büyük hizmetler olduğunun idraki içindeyim. Komünist olmam, Mustafa Kemal Paşaya saygı duymama, Anayasa'daki altı umdeye sahip çıkmama mani değildir ve neşriyatım bunun delilidir.” (Nazım Hikmet’in 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası’nda yaptığı savunmadan)
Nazım, Ermenilerin, Pontusluların, Kürtlerin isyanları karşında devletin yanında yer alır, yapılan soykırımları “vatan savunması “olarak şiirlerine taşır. Sömürgeci devletin kurucu lideri Mustafa Kemal ‘i şu sözlerle resmeder:
"Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı."
Türkiye’den kaçtıktan sonra yeniden Sovyetler Birliği’ne giden Nazım’ı, bu kez de iktidarda olan Stalin’e övgüler dizerken görüyoruz:
”Stalin benim için çok mühimdir, gözümün ışığı, fikirlerimin kaynağıdır. Beni o yarattı… Fikirlerimin kaynağıdır.” (1951, Moskova)
Stalin ölüp de, Rusya’da destalinizasyon dönemi başlayınca, Nazım bu kez de Stalin düşmanı olarak sahne alır: "Deli bir despotun çılgınlıklarının kurbanı olarak düşen Lenin'in en sadık dostlarının acı akıbetinden kurtuluşum otuzlu ve kırklı yıllarda SSCB'de bulunmayışımdandır."
Nazım’ın şiirine gelecek olursak, Nazım Hikmet konuştuğu dili iyi kullanmıştır, adeta bir belagat ustasıdır ama neredeyse bütün şiirlerinde topluma egemen olan paradigmayı mesela milliyetçiliği ve cinsiyetçiliği yeniden üretmiştir. Mesela “Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim” dizeleri Nazım’ın milliyetçiliğini en açık eden dizelerdir. Turan ülküsünü ifade eder. “Mavi Gözlü Dev” şirini okursak, orada erkek kültürünün nasıl yüceltildiğini görürüz. “Yoldaş” şirinde yer alan şu dizeler de ilginçtir: “Yoldaş demek, mükemmel bir kafa, mükemmel bir yürek, yumruklarıyla erkek, gözleriyle çocuk, dost demektir.” Nazım’ın şiirinde erkek hep erdemli ve güçlü olanı, kadın ise güvenilmez ve kaypak olanın karşılığıdır. Bunun da dışında kadın hep bir objedir. En iyi durumda ise, bir çiçeğe ya da böceğe benzetilir. Ya da “kadınlarımız isimli şiirinde olduğu gibi, “Anamız, avradımız” olur. Bir başka nokta ise, Nazım'ın aşkı tanımlamasına ilişkindir. Nazım'ın aşkı, özgür kılmayı değil, sahiplenmeyi esas almaktadır. Yani Nazım'da aşk, bir bakıma sahip olmaktır. Nazım'da aşk, arzulamaktır. Piraye ve Münevver’e yazdığı mektupları okumak bile bu konuda yeterli fikir edinmemizi sağlamaya yeterlidir.
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


Sağlık Bilimleri Üniversitesi - Kadın Hastalıkları ve ...